Hakkımızda | İletişim  








De ki: Rabbim! Bağışla, merhamet et. Çünkü sen merhamet edenlerin en hayırlısısın! 

(Müminûn, 118)

 
 
 


 
 

Salih Seriyye   2012

İkinci Haçlı Seferi

1147-1149 yılları arasında gerçekleşti. Musul Atabeyi I. İmadeddin Zengi'nin 1144 yılında Urfa'yı ele geçirerek bir Haçlı devleti olan Urfa Kontluğu'na son vermesi üzerine Haçlılar Avrupa'dan yardım istediler. Almanya İmparatoru III. Konrad ve Fransa Kralı VII. Louis, ordularının başına geçerek İkinci Haçlı Seferi'ni başlattılar ve Anadolu'ya girdiler.

Ancak Anadolu Selçuklu Sultanı I. Rükneddin Mesud ve Haleb Atabeyi Nureddin Mahmud Zengi başta olmak üzere her yerde İslam ordularının direnci ile karşılaştılar. Sonuçta çok küçük bir birlik ile Kudüs'e ulaştılar. Birinci Haçlı Seferi sırasında kurulmuş bir Haçlı devleti olan Kudüs Krallığı'ndaki Hıristiyanlarla birleşerek Suriye'yi ele geçirmek istediler. Bu girişim başarılı olamayınca ülkelerine döndüler. İkinci Haçlı Seferi ilkinin aksine Haçlılar açısından tam bir başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Şimdi İkinci Haçlı Seferi esnasında cereyan eden olayları tek tek ele alalım.

Urfa Kontluğu Mücadelesi ve Selçuklular Eline Geçmesi

Birinci Haçlı Seferi ve onu takip eden 1101 yılı seferleri Yakın Doğu'da 3 Haçlı devletinin kurulması ile sonuçlanmıştı: Kudüs Krallığı, Antakya Prensliği ve Urfa Kontluğu. 1104'da bir dördüncü Haçlı devleti Trablus Kontluğu bunlara eklendi.

Bunlardan en küçüğü Urfa Kontluğu’ydu ve aynı zamanda Haçlı devletlerinin en zayıfıydı ve etrafta bulunan Türk beylikleri ve devletleri Artuklular, Danişmentliler ve Anadolu Selçukluları tarafından devamlı tehdit altındaydı. Mayıs 1104'de Mardin'deki Türk emiri Artuklu Sökmen Bey ile Musul Emiri Cekermiş orduları ile Kudüs Kralı I. Baudouin'in kuzeni olan ve o zaman Urfa Kontu olmuş bulunan (sonra Kudüs Kralı olacak) Baudouin Bourglu komutasındaki Urfa Kontluğu güçleri arasında yapılan Harran Muharebesi sonucunda Hıristiyanlar büyük bir mağlubiyete uğratıldı. Urfa Kontu (ve sonradan Kudüs Kralı olacak) Baudouin Bourglu ve (gelecekte Urfa Kontu olacak) Joselin de Courtenay esir düştüler.

Fakat 1107'de Musul'da yapılan bir darbe ile Cekermiş öldürüldü ve yerine Musul emiri olarak Cavali adlı bir Türk geçti. Cavali Baudouin Bourglu'yu serbest bıraktı ve onunla karşılıklı askeri yardım için bir anlaşma yaptı.  Ancak serbest bırakılan Baudouin Bourglu ve Joselin de Courtnay 1122'de Müslümanlarla ikinci bir muharebeden sonra ikinci defa yine esir düştüler.

1125'de ise yapılan Azez Muharebesi'ni kazanan I. Joselin Urfa Kontluğu'nu yeniden kurdu ve Urfa Kontu I. Joscelin unvanını aldı. Ama 1131'de Urfa Kontu olan I. Joselin bir başka muharebede öldürüldü ve Urfa Kontluğu Zengi’lerin eline geçti.

Papa III. Eugenius'un Fermanı

Urfa'nın düştüğü haberi Avrupa'ya Kudüs'ten dönen Hıristiyan hacılar tarafından 1145 başlarında erişti ve sonradan Antakya Prensliği, Kudüs Krallığı ve Kilikya Ermeni Krallığı elçileri de Papa III. Eugenius'a bu haberi resmen ulaştırdılar. Papa III. Eugenius yayınladığı bir fermanla Hıristiyanları bir İkinci Haçlı Seferi'ne katılmaya çağırdı.

Bu yeni Haçlı Seferi'nin bir öncekinden daha iyi organize edileceği ve tek merkezden kontrol edileceği de açıklandı. Bu plana göre Haçlı ordusu Papa tarafından kabul edilmiş papaz ve vaizler tarafından toplanacaklar; bu Haçlı ordusu Avrupa'nın en güçlü kralları tarafından komuta edilecek ve Haçlı ordusunun takip edeceği güzergâh kesin olarak önceden planlanacaktı.

Fransa Kralı VII. Louis, Papa'ya danışmadan, Kudüs’e gitmek istiyordu. Fakat bunun bir haç ziyareti mi yoksa askeri bir sefer mi olacağı henüz kararlaştırılmamıştı. Birçok Fransız soylusu ve yüksek papazlar VII. Louis'in Kudüs'e gitmesine karşıydılar. Louis, ünlü Clairvaux manastırının baş keşişi olan Bernard Clairvaux'luya danıştı. Bernard bu danışma haberlerini Papa'ya iletti. Papa bu habere çok memnun oldu. Bu sırada Papa'nın fermanı VII. Louis'nin dikkatine sunuldu ve 1 Mart 1146'da bu ferman tekrar yayınlandı. Papa "Bernard Clairvaux'lu"yu Fransa'da bu haberi yayarak Haçlı asker toplamaya memur papaz olarak atadı.

Haçlı Seferi'nin Başlaması

İmadeddin Zengi'nin öldürülmesinden sonra II. Joscelin Urfa'yı geri almaya teşebbüs etti ama Kasım 1146'da Nureddin Zengi tarafından yenilgiye uğratıldı.

16 Şubat 1147'de yeni Haçlı seferine katılmak isteyen Fransızların liderleri Etampes şehrinde toplandılar ve takip edecekleri yolu seçtiler. Almanlar, Macaristan üzerinden geçecek kara yolunu zaten seçmişlerdi. Almanların bu yolu seçmelerine başlıca neden Sicilya Kralı II. Rugerro'nun Alman Kralı III. Konrad'ın düşmanı olmasıydı. Birçok Fransız soylusu ise kara yolu Bizans İmparatorluğu’nun Balkanlar arazilerinden geçtiği için ve Birinci Haçlı Seferi'ne iştirak edenlerin Bizanslıları devamlı tehdit ettiklerini bildikleri için, kara yolunu emin bir yol olarak görmüyorlardı. Fakat sonunda Fransızlar da Alman III. Konrad'ın takip ettiği yolda gitmeye ve bu yolculuk seferine 15 Haziran’da başlamaya karar verdiler.

Almanların Anadolu'da Geçişi

Haziran 1147'de başlayan Haçlı seferine katılan Almanlara papa temsilcisi olarak Kardinal "Theodwin" refakat etmekteydi. Almanlar, Fransız Haçlı sefercileri ile Konstantinopolis'te buluşmayı ummaktaydılar. Alman sefercilerini komuta eden III. Konrad daha önce Kudüs'e gitmişti ve bir önceki Birinci Haçlı Seferi hakkında çok bilinçli bir komutandı. Bu seferinin daha iyi organize olarak geçeceğini planlamıştı.

Bu Alman Haçlı ordusu Bizans topraklarına girdiği zaman 20.000 kişilik tehditçi bir ordu görüntüsü vermekteydi. Bizans İmparatoru I. Manuel bu büyük ordunun kendi ülkesine hücuma geçeceğinden korkmaktaydı. Onun için Birinci Haçlı Seferi’nden örnek ve ders alınarak Haçlıların güzergâhı üstünde çok ayrıntılı bir savunma organizasyonu yapıldı. Haçlı ordularının Balkanları merhale merhale geçmesi öngörülmüştü. Her merhaleye Bizans ordusu birlikleri yerleştirilmişti ve bu merhalelere Haçlıların iaşe ve yiyecek alması için pazarlar kurulmuştu. Eğer Haçlılar herhangi bir karışıklık çıkarırlarsa, Bizans birliklerine derhal askerî müdahalede bulunmaları için emir verilmişti. Ayrıca merhaleler arasında hareket sırasında Haçlıların güçlü Bizans birlikleri tarafından refakat edilmesi ön görülmüştü. Bütün bunların planlaması, organize edilmesi ve refakatçi birlikler komutanlığı Bizanslı General Türk asıllı Porsuk tarafından yapıldı. Gerçekten de Alman Haçlı ordusu pek fazla sorun çıkarmadan Balkanları geçti ve sonunda 10 Eylül'de bitkin bir halde Konstantinopolis'e vardı ve Pera tarafında, surlar dışında bir ordugâha geçirildiler.

Alman Haçlı ordusu Anadolu'ya geçirildikten sonra Konrad, Fransızları beklemenin gereksiz olduğuna karar vererek ordusuyla Anadolu'da Anadolu Selçuklu Devleti başkenti olan Konya üzerine yürüyüşe geçti. Nicomedia (İzmit)'e geldiğinde Konrad bu yürüyüş için Alman Haçlı ordusunu iki gruba böldü. Birinci ana Haçlı ordusu grubuna Konrad'ın kendisi komuta edecekti. İkinci grup ise ordunun ağırlıkları; sivil Haçlı takipçisi hacı adayları ve onları korumak için yeterli sayıda askeri birlikler Konrad'ın kardeşi Freising Başpiskoposu Otto komutası altına verildi.

Konrad'ın komuta ettiği birinci grup Birinci Haçlı Sefer'inde Haçlı ordusunun takip ettiği yolda yürüyüşe geçti. Alman Haçlı ordusunu Eskişehir yakınlarındaki Dorileon'da Selçuklu ordusu beklemekteydi. Fakat Birinci Haçlı Seferindeki Birinci Dorileon Muharebesi aksine İkinci Dorileon Muharebesi Alman Haçlılar aleyhinde cereyan edip gelişti. Selçuklu ordusu hafif süvari birlikleri önce Almanlara hücum edip, sonra kaçış taklidi yaparak Alman süvarilerini ana Haçlı ordusundan ayırmayı başardılar. Sonra Selçuk ordusu süvari desteğinden yoksun kalıp zayıflayan Haçlı ordusuna ve sonunda da Selçuklu süvarilerini takip eden nispeten ufak Alman süvari birliğine ayrı ayrı hücumlarla her ikisine galebe çalıp bu Alman Haçlı ordusu grubunu kırdılar. Böylece 25 Ekim 1147deki İkinci Dorileon Muharebesi birinci grup Alman Haçlı ordusun çok büyük bir kısmı Selçuklular tarafından ortadan kaldırılması ile sonuçlandı. Konrad ordusunun elimine edilmeyen kalıntısıyla Konstantinopolis'e doğru çekilmeye başladı. Bu kalıntılar her gün devam eden Selçuklu hücumuna uğradılar ve bu hücumların birinde Konrad bile yaralandı. Konrad ordusunun kalıntıları ile Nicea (İznik)'te Anadolu'ya yeni geçmiş olan Fransız Haçlı ordusuyla karşılaştığı zaman Konrad'ın komuta ettiği Alman Haçlı ordusunun %90'ı telef olmuştu.

Fransızların Anadolu'dan Geçişi

VII. Louis'in ana Fransız Haçlılar ordusu 4-5 Ekim 1147’de ve birkaç gün sonra da İtalya üzerinden gelen Fransızlar da Konstantinopolis'e eriştiler. Bizans İmparatoru I. Manuel Anadolu Selçuklu hükümdarı Sultan I. Mesud ile bir barış yapmış olduğu için dikkatini Haçlılar üzerine yöneltmişti. Bizanslılar Fransız Haçlıları daha iyi karşıladılar.

Fransız orduları da yine hiç Bizans takviyesi ve hatta refakati olmadan Bizans gemileri ile Anadolu sahillerine geçirildiler ve İznik'e doğru yürümeye başladılar. İznik'te Fransız Haçlı orduları İkinci Dorileon Muharebesi'nde yenilip kaçmakta ve devamlı Selçuklu hücumları ile küçülmüş olan Alman Haçlı ordusu kalıntıları hakkındaki haberleri aldılar. Çok geçmeden Lopadion (Ulubat)'ta bu ordu kalıntısı ve yaralanmış olan III. Konrad ile karşılaştılar. III. Konrad ve kalıntı ordusu Fransız Haçlı ordusu ile birleşti ve ama Konrad ordu kalıntısının ne öncülük ne artçılık görevi alabileceğini bildirdi.

28 Aralık'ta VII. Louis ve Savoy Kontu idaresindeki ana Haçlı ordusu Menderes Vadisi’nden Antalya'ya gitmek için yürüyüşe geçti. 1 Ocak'ta bir Selçuklu pusu gücüne galip geldikten sonra 3 Ocak'ta Leodakia (Denizli)'ye eriştiler. Ama şehrin Bizanslı valisi Haçlıların şehre girmelerine engel oldu. Haçlı gücü 8 Ocak'ta Honaz Dağı'nın etrafını geçmek için Kazık Beli’ni geçmeleri gerekmekte idi.

Burada olan Honaz Dağı Muharebesi o zamana kadar Fransızları çok önünden gidip Haçlıların takip edecekleri güzergâhtaki hayvan ve insan iaşe maddelerini tahrip eden bir Selçuklu ordusu ile Haçlıları uzaktan takip eden diğer Selçuklu ordusunun birleşmesi, geçitin yüksek iki tarafını tutması ve bu dar belden geçmeye çalışan Fransız Haçlı ordusuna hücuma hazırlanması ile başladı. Fransız Haçlı ordusu öncülüğünü ağır süvari şövalye birlikleri yapmakta; ortada ağırlıklar ve koruma birlikleri ve en arkada da piyade birlikleri ile Kral VII. Louis ve ona refakat edenler bulunmaktaydı. Yapılan plana göre bütün birlikler geçide gelince geçide girmeden birbirini bekleyecekler ve sonra planlı ve koordineli şekilde bu tehlikeli geçidi geçmeye başlayacaklardı. Ama öncü ağır süvari birlikleri bu geçiti geçmeyi kolay görüp; planlandığı gibi arkadaki birlikleri beklemedi; geçite hemen girdiler ve bu yeni kararlarını arkadakilere de hiç haber vermediler ve geçidi hiç mukavemet görmeden geçtiler. Geçidin 10 km uzunlukta ve yokuş olması dolayısıyla çok yavaş ilerleyen ağırlıklar kolu ve koruma birlikleri geçitte yalnız bulunmakta iken Selçuklu ordusu iki yamaçtan hızla inerek hücuma geçti. Deuil'li Odo bu grubun ortasında bulunup bu birliklerde çıkan paniği görmüştü. Dörtnala geriye gitti ve geçit başında bulunan VII. Louis'yi durumdan haberdar etti. Kral ve artçı süvariler duruma müdahale etmek için geçide girdiler. Ama Fransız Haçlılarının zırhlı ağır süvari hücum taktiğini yokuş olan geçitte uygulanması imkânsızdı. Fransız Kralına refakat eden elit kral muhafızları büyük zayiat verdiler. Louis bir kaya üzerine tırmanıp saklandı ve Selçuklu ordusu kendisini tanımadığı için hayatını kurtardı. Ama Kralın bu hücumu ve öncülerin bazılarının da geri gelmesi bazı ağırlıkların kurtarılmasına neden oldu. Ama ağırlıklar ve koruma birlikleri çok büyük insan ve mal zayiatı verdi. Akşam bastırdığında geçitte kendini kurtarabilenler geçitten çıkmaya başladılar.

Selçuklu ordusu Haçlıların beklenen güzergahlarındaki hayvan iaşesi kaynaklarını onlar gelmeden bir iki gün önce oralardan büyük koyun sürüleri geçirip ortadan kaldırmışlardı. Bu taktik sadece yoldan hemen geçmek isteyen Haçlı ordusunun binek ve koşum atlarına büyük etki yapmaktaydı. Buna karşılık bu yörede devamlı yaşayan ahaliye de fazla tesiri olmamaktaydı.

En sonunda 10 Ocak'ta Fransız Haçlı ordusu Adalia (Antalya) kalesine vardı. Fakat burada da Bizanslı kale komutanı Haçlı ordusunun kale içinde ordugâh kurmasını kabul etmedi ve Fransız Haçlı ordusu surlar dışında kamp kurarak beklemeye koyuldu.

VII. Louis Bizans donanmasının gelip ordusunun tümünü ya Antakya veya Filistin'e götürmesini beklemekteydi. Fakat mevsimin çok erken olması ve fırtınalar nedeniyle bir donanma gelemedi ve ancak birkaç gemi Antalya'ya gelebildi. Bazı komutanlar ordunun tümünün sahil kıyısından yürüyerek Antakya'ya gitmesini teklif ettiler ama Louis tüm ordusuyla birlikte karadan Antakya'ya gitmeyi kabul etmedi. Sonunda Antakya'ya yanaşan birkaç gemiye Louis ve karısı dâhil maiyeti, ordusunun en iyi kısımları ve şövalyeler bindiler; Antakya üzerine denizden gitmek üzere ayrıldılar ve 19 Mart'ta Antakya'nın limanı olan Saint-Simon (Samandağı)'na vardılar.

Antakya'da Bekleme ve Kudüs

VII. Louis Antalya'dan gemi ile fırtına yüzünden biraz gecikerek Saint-Simon (Samandağı)'na 19 Mart'ta geldi.  Raymond Antakya Prensliği'nin kuzeyden korunmasını sağlamak için Haçlı ordusunun önce Haleb üzerine hemen bir sefer açmasını istemekteydi. Fakat Louis kutsal Kudüs'e bir an evvel gitmek ve hacılık görevlerini hemen yerine getirmeye kararlıydı ve Raymond'un bu isteklerini menfi karşılamaktaydı.

Bu sırada Kudüs'e bir seri Haçlı komutanı ulaştı. Önce ilkbahar başlarında Güney Fransa'dan Kont Alfons-Filip Touluse'lu komutasında Provans eyaleti Haçlıları deniz yoluyla Filistin'e ulaştılar. Mart sonlarına doğru ikinci Alman Haçlı grubu ile Denizli'deki ordusu nerede ile elemine edilen Freiling Başpiskoposu Otto ordu kalıntıları ile denizden Filistin'e gelip Kudüs'e erişti. Ondan hemen sonra da Bizans İmparatoru Manuel'in cömertliği ile yeni bir Haçlı ordusu kurmuş ve hastalığından iyileşmiş olan III. Konrad da bir filo gemi ile Filistin'e gelip yeni ordusuyla Kudüs'e geçti. Kudüs'te paskalya yortusu sırasında III. Konrad, Otto Friesling, Kudüs Kralı II. Baudouin, Kudüs Başpiskoposu Fulk ve ismi bilinmeyen bir Tapınak Şövalyeleri temsilcisi durumu ele alıp incelemek üzere önemli bir toplantı yaptılar. Bu toplantıda Kudüs Kralı II. Baudouin ve "Tapınak Şövalyeleri" temsilcisi isteklerine uyularak İkinci Haçlı Seferi ordularının Şam'a hücum edip bu şehri ele geçirmesi için karar aldılar. Şam ile bir ittifak kurmak isteyen Kudüs Kraliçesi Melisende buna itiraz ettiyse de sonuca tesiri olamadı. Bu grup Kudüs Başpiskoposu Fulk'u Louis'i Kudüs'e çağırmak için Antakya'ya gönderdiler.

Şam'ın Kuşatılması

Şam şehri ve bulunduğu bölge hukuken 1157'ye kadar ayakta kalan Büyük Selçuklu Devleti'ne bağlı olmakla beraber 1104'de Zahireddin Tuğtekin tarafından kurulan ve Suriye ve Lübnan'da egemen olan Şam Atabeyliği'ne bağlı idi. Muiniddin Onur, Tuğtekin'in bir kölemeni idi ve Böriler Şam atabeyleri Şehabeddin Mahmud (1135-1139), Cemaleddin Muhammed (1139-1140) ve Mucireddin Abak (1140-1154) hükümdarlıkları sırasında Muiniddin Onur Böriler için yüksek görevler almıştı ve Şam Atabeyliği’ne kadar yükselmişti.

Muiniddin Onur, Şam’ın kuşatılacağını haber alınca şehri bir kuşatmaya karşı hazırlamıştı. Etraftan topladığı paralı ve gönüllü askerler ve şehir içinden gönüllüler ile bir savunucu ordusu oluşturmuştu. Ayrıca Şam kuzeyinde Halep merkezli Zengiler atabeyi olan Nureddin Zengi ve Musul'daki Zengiler atabeyi olan Seyfeddin Zengi'den destek ve askeri yardım istemişti.

Temmuz'da Avrupa'dan Kudüs'e yeni gelen Haçlı orduları ve Doğu Akdeniz kıyıları Hristiyan Haçlı devletleri orduları Tiberya şehrinde toplandılar. Toplam Haçlı ordusunun yaklaşık 50.000 olduğu bildirilmektedir. Buradan Taberiye Gölü etrafından yürüyüşle Şam'a yöneldiler. Bu yürüyüşte Kutsal Kudüs Krallığı ordusu Kudüs Kralı III. Baudouin en önde; sonra Fransa Kralı VII. Louis komutanlığındaki Fransız Haçlı ordusu ve artçı ise Alman Kralı III. Konrad komutanlığı altında Bizans İmparatorluğu'ndan toplayabildiği ordu bulunmaktaydı.

Haçlı ordusunun yiyecek ve hayvan yemi iaşesini devamlı karşılayabilmek gerektiği için Şam'ın batısında bulunan meyve bahçeleri üzerinden şehre yaklaşmayı planlamışlardı. 23 Temmuz'da Haçlı orduları Şam'ın meyve bahçelerinin bulunduğu Daraya mevkisine eriştiler. Şam'ın savunucuları burayı meyve bahçelerinin duvarları ve yukarıdan gözetlemek ve ok atmak için kurulan tahta kulelerle savunmayı planlamışlardı. Bu bahçeler arasında geçen iki kenarı yüksek duvarlı dar yollardan ilerlemeye başlayan Haçlı ordusu devamlı olarak kulelerden atılan oklar ve mızraklarla taciz edilmekteydi ve devamlı sürpriz baskınlarla karşı karşıya kalmaktaydı. 24 Temmuz'da Haçlılar savunucu ordusunu meyve bahçelerinden söküp attılar. Kaçan savunucular Barada'yı geçerek şehre geri döndüler. Barada kıyılarına erişen Haçlılara karşı nehri savunma hattı olarak kullanmaya başladılar. Haçlı orduları yavaşlamaya başlamışken bunu öğrenen Alman Kralı Konrad komuta ettiği süvari birlikleri ile hücuma geçti. Konrad'ın Alman atlı birlikleri hücumlarına nehre yaklaştıktan sonra piyade olarak hücumlarına devam etmelerinden dolayı Barada'yı geçmeyi başarıp şehir duvarları önüne geldiler. Kale duvarları sıkı savunma ile tutulmakla kalınmamış, şehir içinde de kale kapılarından gelen ana sokaklarda da barikatlar kurulmuştu. Haçlılar da hemen meyve bahçelerinden kestikleri ağaçlarla duvar önünde barikatlar yapmaya koyuldular. Bundan sonraki birkaç gün 25-27 Temmuz'da Şam kalesi komutanı Muiniddin Onur birkaç defa değişik kapılardan kaleden huruç hareketi yapıp kuşatmayı yapan değişik Haçlı birlikleri ile çarpıştı. Şam'ın bu yönünde bulunan meyve bahçelerinden de ufak gruplarla komando stili baskınlar uygulamaya koyuldu. Haçlı ordusuna meyve bahçelerinden iaşe sağlamak çok zorlaştı.

27 Temmuz'da Haçlı orduları Şam'ın doğusundaki ovadan harekâta başlamak üzere, şehrin batısından çekildi. Bu tarafta şehrin duvarları daha alçak ve daha az korunaklı idi ama ova bir çöl tabiatlı olduğundan asker ve hayvan iaşesi bulmak çok daha zor olacaktı. Haçlılar arasında Şam'ın Haçlılarca alınmasından sonra şehrin kime verileceği Haçlı komutanları arasında büyük çekişme konusu olmuştu. Yerel Haçlı asillerin adayı Beyrut hâkimi Guy Brisebarre idi ama Avrupa'dan gelen Flandara Kontu Thierry Alsas'lı üç kralın adayı idi. Haçlılar bu yeni cepheyi kurmakta iken Zengilerin ordularının Humus'ta bulundukları haberi Haçlılara erişti. Musul'dan ordusuyla gelen Musul Emiri Seyfeddin Zengi Haçlılara geri çekilmeleri için bir ültimatom mektup göndermişti. Zengi'lerin ordularının yakın olması yerel Haçlı komutan ve askerlerini çok etkiledi. Bu komutanlar yeni geçtikleri mevkilerden şehirden ve kuzeyden gelecek iki taraflı hücuma dayanamayacaklarını bildirdiler ve bu mevkilerden kuşatmayı bırakıp geri çekilmeyi önerdiler. 28 Temmuz'da önce Alman Kralı Konrad ve sonra diğer Haçlı komutanları komuta ettikleri Haçlı birliklerine kuşatmayı bırakarak birliklerine Kudüs'e doğru çekilmeleri için emirler verdiler. Bu geri çekilme sırasında Haçlı orduları Müslüman hafif süvari okçuları tarafından devamlı olarak taciz edildi ve devamlı zayiat verdiler.

İkinci Haçlı Seferi'nin Son Bulması ve Sonuçları

İkinci Haçlı Seferi'ne katılan Hristiyan lider ve ordularının hiçbiri bu sonuçlardan memnun değildi ve katılan her bir Haçlı gücü lideri diğer liderler tarafından ihanet edildiğini düşünüyordu. En son bir gayret olarak yeni bir plan yapıldı ve bu plana göre Askelon surlarına bir defa hücum edilecek ve bu kale ele geçirilecekti. Konrad komutasındaki Alman asıllı Haçlı ordusu bu planı uygulamaya koyuldu ve Askelon surlarına bir defa daha hücuma geçti. Fakat diğer Haçlı orduları Konrad ordusuna destek sağlamadılar. Daha önceki surlara yapılan hücumlarda başarısızlık bu orduların morallerini kırmıştı. Diğer Haçlı orduların tam bir birlik olarak tam gayretle hücuma iştirak edecekleri hakkındaki inançlarının kaybolmasına neden olmuştu. Bu Haçlı Seferi sonunda ortaya çıkan karşılıklı inançsızlık ve dayanışma eksikliği hisleri bundan sonra da devam edecek ve sonunda Kutsal Filistin'de bulunan Hıristiyan’ların hükmettikleri arazilerden tamamen sökülüp atılmalarına neden olacaktı.

Bu seferin Filistin'de yerleşmiş görülen Hıristiyan Haçlılara sonucu çok daha karanlık olmuştur. Kudüs'ün uzun dönemde kaderini bu sefer sonuçları çizmiştir. Kutsal Kudüs Kralı olan Kudüs'lu II. Baudouin 1153'de Askelon kalesini kuşatıp eline geçirmeyi başarmıştır. Bu şekilde Kudüs'ün geleceğine devamlı Fatimî Mısır'ın katkı yapmasına yol açmıştır. Kudüs Krallığı Fatimî Mısır aleyhinde önce önemli başarılar kazanmıştır ve hatta 1160'lı yıllarda Kahire'yi kısa bir dönem için ele geçirmiştir. Kutsal Kudüs Kralı I. Amalrik Bizans donanması desteği ile 1169'da Fatimî Mısır'a bir sefer yapıp Kahire'yi zapt etmişti fakat elinde yeter sayıda Haçlı asker bulunmamaktaydı ve İkinci Haçlı Seferi sonucu Avrupa'dan gelen Haçlı asker desteği sayısı gayet azalmıştı. Bu nedenle bu Haçlı başarısı devam ettirilemedi. 1171'de Zengilerin generali olan Mısır'a gönderilen ve orada Fatımiler'den idareyi ele alan Şirkuh beklenmedik bir zamanda ölünce yerine geçen yeğeni Selahaddin-i Eyyubi Fatimiler Devleti’ni ortadan kaldırmıştı ve Mısır ve Suriye sultanlığını üzerine almıştı. Böylece Kutsal Kudüs Devleti her yandan Eyyubiler tarafından sarılmış oldu. 1180'de Kutsal Kudüs Devleti'nin Bizans İmparatoru ile olan müttefiklik anlaşması da sona erdi. 1187'ye kadar Eyyubiler Kutsal Kudüs Krallığı'nın elindeki diğer arazileri eline geçirdi, 1187'de ise bu krallığın başkenti ve Haçlı seferlerini baş hedefi olan Kudüs, Müslümanların eline geçti. Bu Üçüncü Haçlı seferi için bir bahane oldu.

 

 
  Son Yüklenenler

30.12.2017
Ehl-i Kitap’a Muhalefet ve Yılbaşı - Ebu Lubabe
16.03.2017
Ebu Muhammed el-Makdisi:
16.03.2017
Ebu Katade el-Filistini: “Cihadi akımda olması beklenen değişimler”








02.06.2020

 Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.

(Buhârî, İ lm, 12; Müslim, Cihâd, 6.)

"Tagut; kahin, şeytan ve sapıklıkta öncü olan kimselerdir."

(İmam Kurtubi)